Online Derste Odaklanma Sorunu: Ekran Başında Dikkati Toplamanın Yolları

Ekran başında dikkatin neden dağıldığını, dersten önceki on dakikada neler yapılacağını ve online derste odaklanmayı kalıcı bir alışkanlığa çevirmenin adımlarını anlatıyorum.

Mustafa Hoca
14 dk
2

Ekran Karşısında Dikkat Neden Daha Çabuk Dağılır

Yıllardır ekranın iki tarafında ders anlatıyorum ve öğrencilerden de velilerden de en sık duyduğum cümle aynı: "Ders başlıyor, on dakika sonra aklı başka yerde." Online derste odaklanma sorunu çoğu zaman öğrencinin tembelliğinden ya da isteksizliğinden doğmaz. Masanın düzeni, açık kalan bir sekme, dersin akışı ve öğrencinin o konudaki eksiği bir araya geldiğinde dikkat parça parça kopar. İyi haber şu: bu parçaların çoğu değiştirilebilir ve değişikliğin etkisi birkaç ders içinde fark edilir.

Yüz yüze derste öğretmen öğrencinin yanında oturur; kalemin durduğunu, gözün kaydığını, defterin boş kaldığını anında görür. Ekranda bu sinyallerin bir kısmı kaybolur. Kamera yalnızca yüzü gösteriyorsa öğretmen defteri göremez, öğrenci de "nasılsa görmüyor" rahatlığına kayar. Üstelik ders için açılan cihaz aynı zamanda oyunun, videonun ve mesajlaşmanın cihazıdır. Zihin o ekranı uzun süredir eğlenceyle eşleştirmiştir; ders için açıldığında bile eski alışkanlık kapıyı çalar.

Bir de ev faktörü var. Sınıfta herkes aynı işi yapar, bu da kendiliğinden bir çalışma havası oluşturur. Evde ise arka planda televizyon açıktır, kardeş odaya girer, mutfaktan ses gelir. Öğrenci derse bağlandığında aslında iki ortamın arasında kalır: ekranın içindeki sınıf ile odanın içindeki ev. Online derste odaklanma, bu iki ortamdan hangisinin ağır bastığıyla ilgilidir ve bunu belirleyen şeylerin çoğu dersten önce kurulur.

Online Derste Odaklanma Sorunu Nereden Başlar? Üç Ayrı Kaynak

Deneyimim bana sorunun genellikle üç kaynaktan birinden geldiğini gösterdi. Birincisi ortam: bildirimler, gürültü, yanlış masa, kötü ses. İkincisi ders akışı: öğrencinin uzun süre yalnızca dinlediği, hiçbir şey yazmadığı tek yönlü anlatım. Üçüncüsü içerik: konunun temeli eksik olduğu için anlatılanın takip edilemiyor olması. Üçü birbirine karışır ama çözümleri farklıdır.

Ortamdan kaynaklanan dağınıklık düzenlemeyle, akıştan kaynaklanan dağınıklık öğretmenin ders kurgusuyla, içerikten kaynaklanan dağınıklık ise eksik konunun kapatılmasıyla çözülür. Yanlış kaynağa çözüm uygulamak en sık yapılan hatadır: temel eksiği olan bir öğrenciye "telefonunu başka odaya koy" demek yardımcı olur ama sorunu bitirmez. Bu yüzden önce hangi kaynağın ağır bastığını anlamak gerekiyor.

Dikkatin Kaçtığını Gösteren Küçük İşaretler

Dikkat bir anda kopmaz, önce küçük işaretler verir. Ekranda bunları yakalamak için neye bakılacağını bilmek gerekir. En belirgin işaret cevapların gecikmesidir: soruyu sorarım, öğrenci birkaç saniye sessiz kalır ve sonra "Hocam soruyu tekrar eder misiniz?" der. Bu tek başına bir şey anlatmaz ama aynı derste üç dört kez oluyorsa zihin başka yerdedir.

İkinci işaret göz hareketidir. Öğrencinin bakışı düzenli olarak ekranın bir köşesine kayıyorsa büyük ihtimalle orada başka bir pencere ya da yanında bir telefon vardır. Üçüncü işaret defterin boş kalmasıdır. Birlikte çözdüğümüz soruyu kendi defterine yazmayan öğrenci o soruyu izlemiş ama çözmemiş olur. Dördüncüsü de "anladım" kelimesinin çok sık ve çok hızlı söylenmesidir; gerçekten anlayan öğrenci genellikle bir şey sorar.

Bu işaretleri öğrencinin kendisi de tanıyabilir. Ders bittikten sonra kendine şu soruyu sormak işe yarar: "Bugün hangi soruda aklım gitti ve o anda ne yapıyordum?" Cevap çoğu zaman şaşırtıcı derecede nettir. Bir öğrenci bunu dürüstçe not etmeye başladığında online derste odaklanma konusunda ilk gerçek adımı atmış olur, çünkü artık sorunu genel bir şikâyet olarak değil, belli bir anın sonucu olarak görür.

Evden takip ederken de ölçülü olmak gerekiyor. Her beş dakikada odaya girmek öğrencinin dikkatini artırmaz, tersine dağıtır. Daha iyisi dersten sonra defterin açılıp birlikte bakılmasıdır: bugün kaç soru çözülmüş, hangileri öğrencinin kendi yazısıyla, hangileri boş kalmış. Defter, ekranda neler olup bittiğinin en dürüst kaydıdır.

Dersten Önceki On Dakika: Masa, Sekmeler, Bildirimler

Odaklanmanın büyük kısmı ders başlamadan kazanılır ya da kaybedilir. Ders saatine bir dakika kala bilgisayarı açan, bağlantıyı kuramayan, kalemini arayan öğrenci derse zaten dağınık girer. Bu yüzden öğrencilerimden ders öncesi on dakikalık sabit bir hazırlık istiyorum ve bunu her derste aynı sırayla yapmalarını öneriyorum. Sıra aynı kaldıkça zihin bu hazırlığı "şimdi ders zamanı" işareti olarak öğrenir.

Hazırlığın ilk adımı cihazdır. Ders dışındaki bütün sekmeler kapanır, bildirimler susturulur, telefon sessize alınıp öğrencinin uzanamayacağı bir yere konur. Telefonu masanın üstünde ters çevirmek yetmez; göz görmese de el uzanır. İkinci adım masadır: defter, kalem, silgi ve o günün konusuyla ilgili kitap hazır olur. Kamera ve kalem düzeninin ayrıntısını online ders ekipmanı ve kurulumu yazısında adım adım anlattım; defterin kamerada görünmesi dikkat açısından da çok şey değiştirir.

Üçüncü adım sestir. Hoparlörden gelen ses odadaki diğer seslerle karışır, kulaklık ise öğrenciyi dersin içine çeker. Mikrofonlu basit bir kulaklık bile dikkat toplama konusunda hoparlörden belirgin biçimde iyidir. Dördüncü adım zihinseldir: öğrenci bir önceki dersin defterine iki dakika göz atar ve "geçen hafta nerede kalmıştık" sorusunu kendi kendine cevaplar. Bu kısa bakış, derse soğuk değil ısınmış girmeyi sağlar.

Bu on dakikanın düzenli bir çalışma programının parçası olması da önemli. Hangi günlerde, hangi saatlerde, ders ile ödev arasında ne kadar ara bırakılarak çalışılacağını uzaktan matematik çalışma düzeni yazısında ayrıca ele aldım. Online derste odaklanma, dersin öncesi ve sonrasıyla birlikte düşünüldüğünde çok daha kolay çözülür; yalnızca ders saatine sıkıştırılan bir çaba çoğu zaman yarım kalır.

Ders Sırasında Odağı Tutan Alışkanlıklar

Ders başladıktan sonra dikkati tutmanın en güçlü yolu öğrencinin elinin boş kalmamasıdır. Dinlemek pasif bir iştir; yazmak, çizmek, işlem yapmak ise etkin. Derslerimde anlattığım her kavramın hemen ardından öğrenciye kısa bir soru veririm ve çözümü kendi defterinde yapmasını isterim. Kamera defteri gösterdiği için yazılanı anlık izlerim. Böylece öğrenci bir dakikadan uzun süre yalnızca izleyici olarak kalmaz.

İkinci alışkanlık sesli düşünmektir. Öğrenciden işlemi yaparken ne düşündüğünü söylemesini istediğimde iki şey olur: hem nerede takıldığını görürüm hem de öğrencinin zihni başka yere kaçamaz, çünkü konuşmak ile düşünmek aynı anda ilerler. Örneğin bir denklem çözerken "burada neden iki tarafı üçe böldün?" diye sorduğumda öğrenci adımı gerekçelendirmek zorunda kalır. Ezberle yapılan adım tam burada ortaya çıkar.

Üçüncüsü soru sormaktan çekinmemektir. Pek çok öğrenci ekranda araya girmenin kaba olacağını düşünür, anlamadığı bir noktayı içinden geçirir ve sonrasını kaçırır. Dersin başında şunu açıkça söylüyorum: "Anlamadığın anda dur, yazıyla ya da sesle araya gir." Anlaşılmayan tek bir adım, ondan sonraki on dakikanın boşa gitmesine yol açabilir. Dikkatin dağıldığı yer çoğu zaman tam da anlaşılmayan o adımdır.

Dördüncüsü kısa bloklarla ilerlemektir. Pomodoro tekniği denilen yöntem, çalışmayı belli süreli parçalara bölüp aralara kısa molalar koymaya dayanır ve evde tek başına yapılan çalışmada pek çok öğrenciye iyi gelir. Canlı derste ise ayrı bir sayaç kurmak yerine dersin kendisini bloklara bölmek daha doğal işler: bir kavram, iki soru, kısa bir kontrol, sonra yeni kavram. Her blok küçük bir başarıyla bittiğinde öğrencinin dikkati bir sonraki bloğa taşınır.

Öğretmenin Payı: Online Derste Odaklanmayı Ders Akışı Belirler

Odaklanma yalnızca öğrencinin sorumluluğu değildir. Aynı öğrenci bir öğretmenle kırk dakika boyunca derse bağlı kalırken başka bir öğretmenle on dakikada kopabilir. Farkı çoğu zaman anlatımın ne kadar güzel olduğu değil, öğrencinin ne kadar süre konuşmadan ve yazmadan kaldığı belirler. Tek yönlü uzun anlatım ekranda yüz yüze dersten daha hızlı yorar.

Derslerimde uyguladığım ilke şu: anlatım kısa, uygulama uzun. Yeni bir konuya girerken kavramı birkaç dakikada açıklarım, sonra hemen öğrencinin çözeceği bir soruya geçerim. Hatayı ben düzeltmem, önce öğrenciye "burada bir şey gözüne takılıyor mu?" diye sorarım. Bu küçük bekleme anları öğrencinin zihnini derste tutar. Dikkatin kaçtığı dakikalar da tamamen kaybolmuş sayılmaz; ders kaydı varsa o bölüm sonradan geri alınabilir. Bunun doğru yolunu online ders kaydının tekrarda nasıl kullanılacağı yazısında anlattım.

Öğretmenin bir diğer görevi dersin temposunu öğrenciye göre ayarlamaktır. Dikkatin düştüğünü gördüğümde konuyu değiştirmem ama biçimi değiştiririm: anlatımdan soruya, sorudan kısa bir sözlü tekrara, tekrardan öğrencinin bana bir soruyu anlatmasına geçerim. Online derste odaklanma çoğu zaman bu küçük biçim değişiklikleriyle geri gelir. Aynı biçimde çok uzun kalmak, içerik ne kadar önemli olursa olsun, dikkati tüketir.

Bu yüzden öğretmen seçerken yalnızca konu bilgisine değil, derste öğrenciyi ne kadar konuşturduğuna da bakmak gerekir. Tanışma dersinde öğretmenin dersin ne kadarını kendisinin konuştuğunu, öğrenciye ne kadar yazma ve düşünme payı bıraktığını gözlemlemek bu konuda net bir fikir verir. Güzel anlatan ama hiç soru sormayan bir öğretmenle ekranda dikkati uzun süre tutmak zordur.

Yaşa ve Sınıfa Göre Değişen Tablo

Ortaokulun ilk yıllarındaki bir öğrenci ile sınava hazırlanan bir lise öğrencisinin dikkat tablosu aynı değildir. Küçük yaşta ekranda kesintisiz oturma süresi daha kısadır; bu bir kusur değil, gelişimin doğal hâlidir. Bu yaşta dersi daha sık kontrol noktalarına bölüyorum, soruları daha kısa tutuyorum ve öğrencinin bir şeyi başardığını sık sık duymasını sağlıyorum. Beşinci ya da altıncı sınıftaki bir öğrenci için on dakikalık aralıksız anlatım bile uzundur.

Ortaokulun son yıllarında dikkat süresi uzar ama başka bir güçlük başlar: telefon ve sosyal medya. Bu yaşta öğrenci ekrandaki dersin yanında mesajlaşmayı idare edebileceğini düşünür. Burada kuralı birlikte koymak işe yarar. "Ders boyunca telefon başka odada" kuralını öğrenci kendisi kabul ettiğinde, dışarıdan dayatılana göre çok daha iyi uygulanır. Sınava hazırlanan sekizinci sınıf öğrencilerinde bu kuralın etkisi özellikle belirgindir.

Lise öğrencisinde ise sorun daha çok yorgunlukla ilgilidir. Okuldan ya da uzun bir ödev gününden sonra akşam saatine konan ders, en istekli öğrencide bile verimsiz geçer. Online derste odaklanma bu yaşta büyük ölçüde doğru saati seçmeye bağlıdır. Mümkünse ders, günün en yorgun saatine değil öğrencinin zihninin görece taze olduğu bir zamana konmalıdır. Hafta sonu sabahları bu açıdan birçok lise öğrencisi için iyi bir seçenektir.

Ekran süresi de her yaşta hesaba katılmalıdır. Gün boyu ekrana bakmış bir öğrencinin akşam dersinde gözü de zihni de yorgundur. Dersin kendisi ekran başında geçtiği için bu süreyi sıfırlamak mümkün değil; ama dersten önceki bir saatte oyun ve video izlemeyi kısmak dersin verimini hissedilir biçimde değiştirir.

Sorun Gerçekten Dikkat mi, Yoksa Başka Bir Şey mi

Her dağınıklık bir odaklanma sorunu değildir. Ders çalışırken dikkat dağınıklığı yaşayan pek çok öğrencide asıl mesele konunun temelinin eksik olmasıdır. Kesirleri tam oturtamamış bir öğrenci denklem dersinde ekrana bakar ama anlatılanı takip edemez; takip edemeyince de zihni kendiliğinden başka yere gider. Dışarıdan bakınca bu bir dikkat sorunu gibi görünür, oysa aslında bir anlama sorunudur.

Bunu ayırt etmenin basit bir yolu var: öğrenci iyi bildiği bir konuda derse nasıl bağlanıyor? İyi bildiği konuda rahatça derste kalıyor, zorlandığı konuda kopuyorsa sorun büyük ihtimalle içeriktir. Bu durumda derse odaklanma alıştırmaları değil, eksik konunun geriye dönük kapatılması gerekir. Böyle bir tabloda birkaç dersi bilinçli olarak önceki konulara ayırırım; temel oturdukça dikkat de kendiliğinden toparlanır.

Uyku ve beslenme de hesaba katılması gereken etkenlerdir. Geç yatan ve kahvaltı etmeden derse oturan bir öğrenciden uzun süre dikkat beklemek gerçekçi değildir. Bunlar bir matematik öğretmeninin doğrudan çözebileceği şeyler değil, ama derste gördüğümde aileyle paylaşırım, çünkü dersin verimi doğrudan buna bağlıdır.

Son olarak şunu açıkça söylemek gerekiyor: dikkat güçlüğü yalnızca matematik dersinde değil okulda, evde, her ortamda sürekli ve belirgin biçimde yaşanıyorsa bu bir öğretmen değerlendirmesiyle çözülecek konu değildir. Böyle bir durumda doğru adım bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına danışmaktır. Online derste odaklanma üzerine verdiğim öneriler ortam ve alışkanlık kaynaklı güçlükler içindir; tanı koymanın ya da tıbbi bir değerlendirmenin yerini tutmaz.

Bir Haftalık Deneme ve Sonrası

Bu yazıdaki önerilerin hepsini aynı anda uygulamaya çalışmak da bir tür dağınıklıktır. Daha iyisi bir haftalık küçük bir deneme yapmaktır. İlk hafta yalnızca iki şeyi değiştirin: telefonu ders boyunca başka odaya koyun ve ders öncesi on dakikalık hazırlığı her derste aynı sırayla yapın. Hafta sonunda deftere bakın ve iki şeyi karşılaştırın: kendi yazınızla çözdüğünüz soru sayısı ve "soruyu tekrar eder misiniz" dediğiniz anların sıklığı.

Değişim görüyorsanız ikinci hafta ders sırasındaki alışkanlıklara geçin: sesli düşünme ve anlamadığınız anda araya girme. Değişim görmüyorsanız sorunun ortamdan değil içerikten ya da ders akışından geldiğini düşünmeye başlayın. Bu durumda öğretmeninizle açıkça konuşmak, dersin biçimini birlikte değiştirmek gerekir. Dikkat toplama bir kerelik bir hamle değil, haftalar içinde oturan bir alışkanlıktır.

Birebir ders bu sürecin hızlandığı yerdir, çünkü öğretmen dikkatin koptuğu anı doğrudan görür ve dersi o anda öğrenciye göre ayarlar. Ortaokul öğrencileriyle yürüttüğüm dersleri, defterin kamerada görünür olduğu ve öğrencinin sürekli işin içinde tutulduğu bu yapıya göre kuruyorum; ayrıntılarını ortaokul online matematik özel ders sayfasında bulabilirsiniz. Tanışma dersinde online derste odaklanma konusunda öğrencinin nerede zorlandığını birlikte görmek, sonraki adımları planlamanın en sağlıklı yoludur.

Ekran başında çalışmayı kolaylaştıran pratik yöntemleri ve soru çözümlerini videolarla da paylaşıyorum; merak ederseniz YouTube kanalımıza göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Oğlum online derste kamerası açıkken bile on dakika sonra başka şeylerle ilgilenmeye başlıyor; bunun sebebi isteksizlik mi, yoksa ortamda değiştirebileceğim bir şey mi var?
Çoğu durumda isteksizlikten çok ortam ve ders biçimi etkilidir. Önce üç şeye bakın: telefon ders boyunca uzanılabilir bir yerde mi, ders dışında açık sekme ya da bildirim var mı, kamera yalnızca yüzü mü gösteriyor yoksa defteri de mi? Telefonu başka odaya almak, bildirimleri kapatmak ve defterin kamerada görünmesini sağlamak çoğu öğrencide birkaç ders içinde fark yaratır. Bunlara rağmen kopma sürüyorsa konunun temelinde bir eksik olup olmadığına bakmak gerekir.
Online derse girmeden önce dikkatimi toplamak için yapabileceğim kısa ve uygulanabilir bir hazırlık rutini var mı?
Ders saatinden yaklaşık on dakika önce her seferinde aynı sırayla ilerleyen bir hazırlık işe yarar: ders dışındaki sekmeleri kapatıp bildirimleri susturun, telefonu sessize alıp uzanamayacağınız bir yere koyun, defter, kalem ve kitabı masaya hazırlayın, kulaklığı takıp sesi deneyin, son olarak bir önceki dersin notlarına iki dakika göz atın. Sıranın her derste aynı kalması, bu hazırlığın zamanla derse başlama işareti gibi çalışmasını sağlar.
Derste anlatılanı dinlerken dikkatim kolayca dağılıyor ama soru çözerken sorun yaşamıyorum; online derste bunu nasıl dengeleyebilirim?
Bu tablo, uzun süre yalnızca dinlemenin dikkati tükettiğini gösterir. Öğretmeninizden anlatımı kısa tutmasını ve her kavramdan sonra çözmeniz için bir soru vermesini isteyin. Ders boyunca elinizde kalem olsun, birlikte çözülen soruları kendi defterinize yazın. İşlem yaparken ne düşündüğünüzü sesli söylemek de zihnin başka yere kaymasını zorlaştırır.
Çocuğumun derse bağlanamaması gerçekten bir dikkat sorunundan mı, yoksa matematikte konuyu anlamamasından mı kaynaklanıyor; bunu evde nasıl ayırt edebilirim?
Basit bir karşılaştırma yapabilirsiniz: iyi bildiği bir konuda derse rahatça bağlanıp zorlandığı konuda kopuyorsa sorun büyük ihtimalle içeriktir ve eksik konunun geriye dönük kapatılması gerekir. Dikkat güçlüğü yalnızca bir derste değil okulda, evde ve her ortamda sürekli ve belirgin biçimde yaşanıyorsa, bunu öğretmen değerlendirmesiyle çözmeye çalışmak yerine bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına danışmak doğru adımdır.
Online derste pomodoro tekniği gibi süreli çalışma yöntemlerini kullanmak odaklanmama gerçekten yardımcı olur mu?
Süreli bloklarla çalışmak özellikle evde tek başına yapılan çalışmada pek çok öğrenciye iyi gelir. Canlı derste ise ayrı bir sayaç kurmak akışı bölebilir; bunun yerine dersin kendisini bloklara ayırmak daha doğal işler: kısa bir kavram anlatımı, ardından iki soru, kısa bir kontrol ve yeni kavram. Her bloğun küçük bir başarıyla bitmesi dikkati bir sonraki bloğa taşır.
Akşam okuldan yorgun geldiğim günlerde online derse odaklanamıyorum; ders saatini değiştirmek gerçekten fark eder mi?
Çoğu zaman eder. Yorgunluk en istekli öğrencide bile dersin verimini düşürür. Mümkünse dersi zihninizin görece taze olduğu bir saate alın; hafta sonu sabahları birçok lise öğrencisi için uygun bir seçenektir. Saati değiştiremiyorsanız dersten önceki bir saatte oyun ve video gibi ekran süresini kısaltmak ve kısa bir mola vermek de fark yaratır.
M

Mustafa Hoca

Matematik özel ders ve sınav hazırlıklarında uzman ekibimizin hazırladığı içerik.

14 dk okuma

Bu yazıyı paylaş

Matematik Özel Dersi Almak İster misiniz?

Blog yazımızdan faydalandıysanız, birebir özel ders ile matematik başarınızı daha da artırabilirsiniz!